İRFAN İLK'İN ÖZGEÇMİŞİ
Parçalanmış ailenin tek çocuğuydum. Henüz 1 yaşındayken babam kendi aşkı için annemse kendi sevdası için benİ 2 amcamın ailesine ve mahalledeki komşuların şefkatine terk edip gittiler. 4-5 yaşına kadar onlarla yaşadım. 5 yaşından sonra babamın evleneceğini duydum, artık sıcak bir yuvam olacak diye çok sevinmiştim. Maalesef umduğumu bulamadım, bazen sokakta bazen de büyük amcamın evinde yattığımı bilirim.
Sefilliğimin başta gelenlerinden biri, hatırladığım kadarıyla, hayatımın 4-5 senesini karda yalın ayak geçirmek olmuştur. Hiç okullu olamadım. Babama : "Beni okula yazdır" dediğim zaman babam beni nasıl dövdüyse kaç gün komada kaldığımı bilemiyorum. Büyük amcamın eşi gelip babama bağırıp: "Eğer bu çocuk ölürse, karakola gidip ilk şikayet edecek kişi ben olacağım." diye yemin etti.
Babam evlendikten sonra çok daha derbeder oldum. Eskiden camı çerçevesi olmayan bir evim vardı, bir de mitil yorganım, maalesef babam evlendikten sonra onları da kaybettim. Babam bir kamyonda muavınlik yaparken eve geldiği zaman babamla birlikte eve girer yatardım. Babam yokken sokakta sağda solda yatardım. Bir gün hancıya yalvardım orada kalayım diye. Gece hanın içine araba girmek istemiş ve maalesef beni yastık sanarak ön tekerleği ile belimin üstünden geçtı. Beni o gece alıp babacan bir doktorumuz olan Mehmet Ali Beye götürdüler. O, çok sıkı muayene ederek hiçbir tarafımda kırık olmadığını, birkaç gün sonra bu acılarımın geçeceğıni söyledi. Belimin üstünden geçen arabanın şoförü beni 3-4 gün evinde misafir etti; ancak utanıp fazla yük olduğumu düşünerek oradan da ayrıldım.Yine sokakta yattığım bir gün, sabah taşın üzerine mukavva koymuş yatarken güneşin çıkmasını bekliyordum. Doğduğum şehirde bu hallere düşmenin bana verdiği ızdıraba dayanamadım. Düşündüğümde buralarda yine ızdıraptan başka bir şey hissedemeyeceğimi anlayarak anılarımı da acılarımla birlikte geride bırakarak Adana´ya, amcamın yanına gitmeye kara verdim. Param yoktu. Adana´ya giden tek bir kamyon vardı, onda da babam çalışıyordu. Bu şartlar altında gitmek bana zor geldi. Yürüyerek Adana´ya gitmeye karar verdim. Kaç gün gittiğimi bilmiyorum, ayağımın altına sular toplanıp yara olmuştu; ancak yardımsever birine rastlamıştım şansıma. Yolda çobanlık yapan, evinde 15 gün bana anne şevkati gösteren, ayağımı tedavi edip
beni bağrına basan o mis kokulu yaşlı teyzeyi unutamam. Kendime geldikten sonra onu çok aradım, bulamadım. Bütün yollar değişmiş olduğu için de maalesef hâla bulamadım. Ama içimde çok büyük bir ukte kaldı. Mezarını dahi bulsaydım ona altından çok güzel bır mezar yaptırmayı isterdim.
Adana yolunun devamında bir gece GÜLEK Boğazındaki Alman mezarlığında yatarak gece hangi sesin nereden geldiğini bilemediğim binlerce sesin aynı anda çıktığı o yerde kaldım. Ertesi gün yoluma yine yürüyerek devam ettim. Bu arada her geçene beni de arabasına alsın diye el kaldırıyordum. Ama kimse durmuyordu. Adana´nın yol ayrımı Beydeğirmeni'ne kadar yürüdüm .Orada yaşlı bir amcaya derdimi anlattım. O da benim karnımı doyurdu, elini öptüm. Beni Adana'ya gidecek bir arabaya teslim etti. Adana´ya indiğimde yaşlı bir amcaya amcamın adını ve adresini söyledim. O da beni amcama götürüp teslim etti. Amcam bana sarıldı, öptü, ağladı, birkaç gün orada dinlendikten sonra ne yapmak istediğimi sordu. Ben de motor tamircisi olmak istediğimi söyledim. O da beni meşhur motor tamircisi Deveci Yusuf´un yanına verdi. 18 yaşına kadar amcamın şefkati ile çok iyi bakıldım, rahat ettim, sanatı da öğrendim. istenmeyen bir olay yüzünden Adana´yı terk etmek zorunda kaldım ve Ankara´ya gittim. Orada yine tamirciliğe devam ederek çevre edindim. Amcamın rahatsızlandığını duyunca daha iyi bir hizmet alacağını düşündüğümden hemen Ankara´ya gelmesini istedim. Onu tıp fakültesine yatırdık, hergün ziyaret ettim. Ama maalesef kurtaramadık. Hiç okula gitmediğim için içimde hep bir ukte kaldı, Hep Allah´a dua ediyordum. Birgün param olursa, gücüm yettiği kadar, muhakkak, bir okul yaptıracağım diye azmettim, Allah´a şükürler olsun bu kararımı yerine getirmeme yardımcı oldu. Antalya Çağlayan Mahallesi 2093, Sokakta 16 derslikli bir okul yaptırdım.Yine Allah´ın yardımıyla doğduğum kasabaya 12 derslikli bir sanat okulu yaptırdım. Milletimin bayrağının altında kazanmış olduğum parayı bu milletın eğitimine gönül vermiş insanlar ve onlar tarafından yetiştirilecek genç nesiller, şahsıma verilmiş en büyük ödül olacaktır.
İRFAN İLK