:: Etkili Öğretmen Olabilme :: Günümüzde toplumumuza baktigimizda egitim sistemimizde ciddi sikintilar görülmektedir. Tabi bu sikintilarin hepsini bir kesime atmak yanlistir. Hepsinin de birçok sorunu vardir; Kendine düsen vazifeyi tam yapmama, sorumluluk almama, bildigini uygulayamama, suçu hep baskalarinda arama, herkesi ve her seyi bir kaliba uydurma, fedakarlığı hep baskasindan bekleme, imkanlari iyi degerlendirememe yada hep yetersiz görüp (bu kadar maasa yada bu imkanlarla ancak bu is yapilir) diye düsünme, gelismeleri takip etmeme, arastirmalara uzak kalma, rol yapma gibi sorunlari oldugu ortadadir. Bu tür yaygin düsünceler asildiginda (her kesim tarafindan) herhalde egitim sistemimizin yaninda birçok sorunumuzun çözüme kavusacagi kanaatindeyiz. Kesinlikle bizim egitim sistemimizdeki en büyük sorunumuz yukaridaki ve benzer davranislardir. Onun için bizi çok yakindan ilgilendiren bir konudur. Çogumuzun egitimci olacagini düsünürsek bunlari ögrenmek bir elzem , egitimci olmayanlar içinse mutlaka hayatlarinda az çok karsilasacagi sorunlar oldugu için çok gereklidir. Seminerimizde bu sorunlarla nasil bas edebilecekleri dile getirilmektedir. Seminerde ögretmenlerin ögrencilerle etkili iletisim kurabilmesi, özel bir iliskinin olusturulmasi, etkili ögretmenligin nasil yapilacagi, ögrencilerinin kendilerini gelistirmeleri ve topluma yararli bir birey haline gelmeleri konusunda neler yapilmali, etkili yöntemler ve bu etkili yöntemlerin nasil kullanilacagi, ögrencilerin her davranisina nasil ve hangi yöntemle cevap verilecegi ögretilmektedir. Unutulmamalidir ki mükemmel bir ögretmen, iyi bir egitim sisteminin anahtaridir. Ayrica çözümün büyük bir kismidir. 1- ÖGRETMEN-ÖGRENCI ILISKISINDE EKSIK HALKA Ögretme evrensel bir ugrastir. Ögretmen olmak kolay bir is degildir idealist olmanin yaninda büyük fedakarliklarda gerektirir. Herkes birbirine bir seyler ögretir. Bu seminer , "ögretme"nin nasil daha etkili yapilacagini, ögrencilerin bilgilendirilip, olgunlastirilirken çatismalari azaltip sistemin süresinin nasil artirilacagini anlatiyor. Ögretme-Ögrenme sürecinin etkili olabilmesi için ögreten ve ögrenen arasinda çok özel bir iliskinin kurulmasi gerekir. Iste bu seminerde ögretmenin söz konusu baglantilari saglayabilmesine yarayacak iletisim becerilerini ele alir. Amaç, ögrencilerin büyümesi ve gelismesidir, fakat birçok ögretmen tarafindan kullanilan ve okul idaresi tarafindan salik verilen ögretme yöntemleri ögrencilerin bagimli, gelismemis ve çocuksu kalmalarini saglamaktan ileri gitmez. Seminerde bütün bunlarin çözümünü bulacaksiniz. Ayrica etkili bir ögretmen olabilmek için neler yapmali neler yapmamali sikintilarla bas etme yöntemleri yapilan yanlisliklar. Empati ve etkin dinleme gibi yöntemleri kullanarak basarili bir ögretmen olma imkani kazanacagiz. 2- ÖGRETMEN-ÖGRENCI ILISKISI IÇIN ETKILI BIR MODEL Ögretmenler okuldaki ve ögrencilerdeki problemlerden dolayi hayal kirikligina ugrayabilir ya da problemin çözümünde basarisiz görülebilir. Yapilan arastirmalara göre, onlarin basarisiz olmadigini, tersine çogunun ögretmenlik hakkinda çok sey bildigi fakat bunu uygulamak için yeterli firsatlari bulamadigini göstermektedir. Iyi ögretmen tanimlari genelde çok kisi tarafindan kabul edilmis yaygin inançlara dayanir. Mesela: 1. Iyi ögretmen sakindir, telaslanmaz, sinirlenmez, soguk kanlidir, duygularini göstermez. 2. Iyi ögretmen önyargili ve yanli degildir, ögrencilere esit davranir. 3. Iyi ögretmen gerçek duygularini denetler ve ögrencilere göstermez. 4. etkili ögretmen her ögrenciye esit davranir. 5. Ögretmenler birbirlerine destek olur kendi duygulari ve inançlarindan etkilenmeden ögrencilere karsi cephe olustururlar. 6. Iyi ögretmen her seyden önce tutarlidir. Degismez, unutulmaz, hata yapmaz coskulu ve özgür bir egitim ortami olusturur bu ortami hep düzenli tutmayi basarir. 7. Iyi ögretmen her sorunun cevabini bilir. Iste bir ögretmen kendisini bu yaygin inanç modellerine göre degerlendirir ve kendisini basarisiz kabul eder. Halbuki ögretmenler iyi iliskiler kurduklarinda rolden role geçmelerine sert davranmalarina, insanüstü ve erdemli kisiliklere bürünmelerine gerek yoktur. Aksi durumlarda en iyi ögretim tekniklerinin bile ögrencilere etki etmedigi görülecektir. Sonucunda hep kendini farkli gösterme ikilem ve iç çatisma vardir. Ögrencinin gözünde de konusmasi ve davranisi birbirine uyman ögretmenin hiçbir degeri yoktur. EÖE´ de (Seminerimizde) tuzaklardan kurtulup, durum ne olursa olsun gerçek bir kisi olarak davranmayi ve gerçek kendiniz olmanin yöntemini göreceksiniz. ÖGRETMEN VE ÖGRENCI ARASINDAKI ILISKI, 1. Açiklik: Her davranista yapmacik degil dogal olma, maske takmama, dürüst olma. 2. Önemsenmek: Ögrenciye deger verme onu adam yerine koyma, oturup konusma, ilgi göstererek ögrenciyi dinleme. 3. Birbirine ihtiyaç duymak: Ögrenci olmasa ögretmenin ne önemi var ögrenciye de ögretmen sarttir. 4. Birbirinden ayri olmak:Gerektiginde herkesin konumunu ve yapacagi isi bilmesi ve saygida sevgide kusur edilmemesi hissettirilmeyen ince bir çizginin korunmasi. 5. Ihtiyaçlarini karsilikli olarak giderebilmek: Anlasma saglama karsilikli gereksinimleri giderme birbirini anlamaya çalisma olumlu cevaplar verme. Özelliklerini içerirse, iyi bir ögretmen-ögrenci iliskisi kurulmus demektir. YENI BIR MODEL KABUL EDILEBILIRLIK Ögretmen-ögrenci iliskilerinde, ögretmenlerin ögrencilerin davranislarini kabul edip etmemeleri çok önemlidir. Kabul çizgisi degiskendir ve üç sebebi vardir; 1. Ögretmendeki degisiklikler, 2. Ögrencideki degisiklikler 3. Durum ve çevredeki degisiklikler, Ögrenci davranislarin kabul edilebilir ve edilemez davranislar arasindaki ayrim, iliskilerde ortaya çikacak meselelerin, ögretmenler tarafindan halledilmesine yardimci olacaktir. Fakat burada ögretmen-ögrenci iliskisinde ortaya çikan sorun kime ait oldugunun çözülmesi gerekir. Ögretmenler kendilerini dogrudan ilgilendirmeyen, ögrencinin özel sorunlari ile; dogrudan ilgilendiren sorunlari ayirt etmelidir. Çünkü ögretmen kendisine su sorulari sorabilir; Bu davranis benim üzerimde gerçek müsahhas bir etki yapmiyor mu? Olumsuz etkilendigim için mi bu davranisi kabul edemiyorum? Yoksa yalnizca ögrencinin degisik davranmasini benim düsündügüm sekilde hissetmesini istedigim için mi kabul edemiyorum? Son soruya cevap evet ise sorun ögrencinindir; eger bir önce ki cevap evet ise sorun ögretmenindir.Bu sorunlarin belirlenmesi ve ayrilmasi somut etki ile belirlenir. Ögrencilerin okuldan kaynaklanan ya da kaynaklanmayan birçok sorunlari da vardir ve bu sorunlarla bas etmeye çalisirlar. Çünkü, ögretme-ögrenme yalniz iliskinin sorun-yok bölgesinde etkili olabilir. Ögrencinin sorunu Ögretme-ögrenme alani (sorun yok) Ögretmenin sorunu. Yapmacik kabul davranisi çok yanlistir. Yargilamakta çok tehlikelidir. 3- ÖGRENCILERIN SORUNLARI OLDUGUNDA ÖGRETMENLER NE YAPABILIR? Birçok ögretmenin iki ortak sikayeti vardir; yardimci olmakta yetersiz kalislari ve yardim için el uzattiklarinda geri çevrilmeleri. Ögretmenler, sorun ortaya çikinca, sorunlari nasil etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardimci olamazlar. Ögretmen, ögrencinin davranisinin kabul edilemez oldugu mesajini verir, onun degismesini, sanki sorunu yokmus gibi davranmasin ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara birakmasini ister. Ögretmenin bu yaklasim diline EÖE´ de "Kabul etmeme dili" denir. Kabul Etmeme Dili = Iletisimin On Iki Engeli Bunlar ögrencinin ögrenmesini engelleyen sorunlari çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletisimi yavaslatir, engeller ya da bütünüyle yok eder. 1. Emir vermek yönlendirmek, Bunu yap, sunu yap, böyle yapman gerekiyor. Bu iletiler ögrencilerin duygularinin ihtiyaçlarinin önemiz oldugunu anlatir. Ögrenciye gözdagi verir ve korku olusturur. Bazen bu iletiler ögrencide olumsuz davranislar meydana getirebilirler. 2. Uyarmak gözdagi vermek, Bu son olsun, yoksa ben yapacagimi bilirim. Ögrencinin isteklerine ve tüm ihtiyaçlarina saygi gösterilmedigini anlatir. 3. Ahlak dersi vermek, Bana dogruyu söyle niçin dersini yapmadin. Bu iletilerde dis otoritenin gücü ortaya konur. 4. Ögüt vermek, çözüm ve öneri getirmek, Kendine hedefler koymalisin ondan sonra çalismaya baslayabilirsin. Butür iletiler ögretmenin, ögrencilerin sorunlarini kendi kendilerine çözebilme yetenegi olmadigina inandiginin kanitadir. Öneride bulunma ögretmenin ögrenciyi anlamadiginin bir göstergesidir. 5. Ögretme, nutuk çekmek, mantikli düsünceler önermek, Çok az zamanin kaldigi halde sen hala oyun pesindesi. Ögretmen ögrenci iliskisine sorun olmadigi zamanlarda ögretme, nutuk çekme ögrenciler tarafindan kabul görürken, sorunlu dönemlerde kabul edilmez.sorunu olan ögrenci ögrenmeye asagilik duygusu, yetersizlik duygusu ile tepki gösterebilir. 6. Yargilamak, elestirmek, suçlamak, ayni düsüncede olmamak, Sen hiçbir seyi basaracak güçte degilsin, kafan hiçmi hiç çalismiyor.olumsuz degerlendirmeler çok tehlikelidir çocugun benlik saygisinin asinmasina neden olur ve çocuk daha çk karsit elestiri ve olumsuz degerlendirme yapmaya baslar. 7. Ad takmak, alay etmek, Kendini bebek zannediyorsun herhalde koca bebek. Ögrencilerin benlik imaji üzerinde olumsuz etki yapar. Ögrenciler bu tür iletilere ters cevaplar verirler. 8. Yorumlamak, analiz etmek, tani koymak, Bana göre sen gerçekleri görmezden geliyorsun hiç mantikli düsünmüyorsun. Ögrencinin herhangi bir davranisinin ne amaç için yaptigini ögretmen tarafindan bilindigini anlatan iletilerdir. 9. Övmek, ayni düsüncede olmak, olumlu degerlendirme yapmak, Sen bir harikasin bunu da kendin halledebilecek güçtesin. Fazla övülen ögrenci övülmeye karsi bagimlilik olusturur övülmedigi bir zaman rahatsz olur. Iyi olmayan bir ögrencinin övülmesi ters etki yapar çocuk hiç orali olmaz.( Siz sanki böyle söyleyince ben böyle mi olacagim.) 10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularini paylasmak, Sana güveniyorum hem sinava girecek tek kisi sen degilsin herkes bu sikintilari yasayacak. Güven vermenin çogu sorunlu kisinin abarttigini gerçekleri anlamadigini olaylara uzak kaldigini bir bakima (gerçek disi) duygular tasidigini hissettirir. Ögrenciler ayrica duygularini degistirmeye çalisan ögretmenlerden hoslanmazlar. 11. Soru sormak, sinamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak, Yardim istemek için geç kalmadin mi? Sorunu oldugu zaman ögrencide kusku uyandirir. Ögrenciler sorularin eksiklerinin bulunmasi için soruldugunu zannederler. 12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, sakaci davranmak, konuyu saptirmak. Simdi olmaz zamani degil daha sonra yapabiliriz. Bu iletiler ögretmenin ögrenci ile ilgilenmedigini ona deger vermedigini ve disladigini gösterir. Üç Yaygin Yanlis Anlama etkili ögretmenlik konusunda tartismalar üç temel sorunda yogunlasiyor 1. Gerçekleri söylemenin, ögüt vermenin ve açiklamanin nesi yanlis? (Ögretmenin asil vazifesi bu degil mi?) Her zaman gerçeklerle yüzyüze getirmek zararli olabilir. Bunlari ögrenmelisin hayatin gerçegi bunlardir. Gibi seyler ögrenciyi rahatsiz eder. 2. Övmek ve degerlendirmek neden engel olsun? (Övme iyi davranislari pekistirir) Ögrenci kendisinden memnun degilse övmeyi kulak ardi eder yada ögretmenin onu anlamadigini düsünür. Birkaç ögrencinin övülmesi olumsuz etki meydana getirir. Fakat ögrtmen ögrenci davranislarina dogal ve ani tepki verir ise ve bu tepki ögretmen ögrenci ilskisinde sorunsuz bölgede ise bir engel degildir faydalidir. 3. Soru sormak neden etkisiz kabul ediliyor? (Çünkü bu ögretmede en degerli yollardan) Kisi içdünyasi ile ilgili soru soruldugunda savunmaya çekilir.Istenmedik duygularin sorgulanmasi tehdit unsuru olusturur.soru kisiyi sadece bir yönde konusmaya zorlar. Kisinin sorunu belki farkli olabilir. KABUL DILI NEDEN GÜÇLÜDÜR? "12 Engel" kabul etmeme dilidir, çünkü sorunu olan kisiye, degismesi gerektigi, sorunlu olmanin kabul edilemeyecegini ve sorunlu kiside bir sorun bulundugunu iletir. Bir kisi, baska birini içtenlikle kabul eder ve iletebilirse, o kiside yardim etme yetenegi var demektir. Baskalarini olduklari gibi kabul etmek, iliskileri kuvvetlendirmede önemli bir etkendir. Kabul, küçücük tohumlari bile en güzel çiçege dönüstürebilecek verimli bir toprak gibidir. Burada asil is tohumdadir. Genç insan da kendi organizmasinda bir gelisme yetenegi tasir. Kabul, gencin gizli gücünün ortaya çikmasina imkan saglar. Kabul, çocuklari açar, onlari, duygularini ve sorunlarini paylasmak için yüreklendirir. EÖE kurslarinda kabul etmeme iletilerini önlemek ölçüde azaltabilecekleri gösterilmistir. Kabul için özel beceriler gerekir. Kisiyi iyi bir danisman yapan psikoloji bilgisi ya da zihinsel gizli gücü degildir. Psikologlar buna iyilestirici iletisim derler. SORUNLU ÖGRENCILERE YARDIM ETMENIN ETKILI YOLLARI EÖE YADA ILETISIMI KOLAYLASTIRAN ETMENLER kurslarindaki ögretmenler bir kisiye yardim etmenin yolunun hiç bir sey yapmaksizin yalnizca orada olmak oldugunu ögrenince sasirir ve inanmazlar. Usta danismanlar basarilarini temelinin, kisiyi konusmaya baslatmak ve onu dinleyerek yolunu açmak oldugunu söylerler. ETKILI BIÇIMDE YARDIMCI OLMANIN DÖRT FARKLI YOLU 1. Edilgen Dinleme (sessizlik): Ögrenciye gerçekten kabul edildigini duyumsatan ve sizinle daha fazla paylasmasi için yüreklendiren çok güçlü bir iletidir. 2. Kabul Ettigini Gösteren Tepkiler: Dinlerken, özellikle duraklamalarda gerçekten dinlediginizi göstermek için sözlü ya da sözcük belirtileri vermeye "kabul tepkileri" denir. "Hi-hi", "evet", "anliyorum" gibi... 3. Kapi Aralayici Iletiler Ne Yapilabilir?: Ögrenciler, bazen daha çok konusmak, diren inme ve baslamak için bile ek yüreklendirme beklerler. Bu iletilere "kapi aralayicilar" denir. "Ilginç, devam etmek ister misin?" "Söylediklerin çok ilginç", gibi 4. Etkin Dinlemenin Geregi: Daha fazla etkilesim ve dinleyenin yalniz duydugunu degil, ayni zamanda dogru olarak anladigini da gösterir. Kisinin tam olarak ne söylemek istedigini anlama beden dilini de kullanarak dinleme, dikkatini konusana vererek dinleme. Bu nedenle usta dinleyici "etkin dinleme"yi daha yaygin kullanir. ETKIN DINLEME NASIL ÖGRENILIR Etkin dinleme ögrencinin ilettigini dogru anlamanizi saglar. Ögretmen, ögrenciyi anladigini gösteren geri iletiler verir. Iletisim islemlerinde çözümleme çok önemlidir. Ögrencinin de, sizin, kendisini doru mu yanlis mi çözümlediginizi bilmemesi de ayni derecede önemlidir. Bu nedenle, ögrencinin iletisini yanitlamadan önce, onu dogu çözümleyip çözümlemediginize karar verdiginiz düsünelim. Tek yapilacak, çözümleme sonuçlarinizi kendi sözcüklerini kullanarak geri iletmektir. Bu geri iletim yöntemine "etkin dinleme" denir. ETKIN DINLEME IÇIN NELER GEREKLIDIR? 1. Ögretmen, ögrencinin kendi sorunlarini çözebilecegine kesinlikle inanmalidir. 2. Ögretmen, ögrencinin dile getirdigi duygu ve düsüncelerini, bir ögrencide olmasi gereken düsünceler saysa bile gerçekten kabul edilmelidir. 3. Ögretmen, duygularin genelde geçici ve anlik oldugunu bilmelidir. 4. Ögretmenler, ögrenciye sorunlarinda yardimci olmayi istemeli ve bunun için zaman ayirmali. 5. Ögretmen, sorunu olan ögrenci ile birlikte olmali ama kendi kimligini korumalidir. 6. Ögretmenler, ögrencilerin sorunlarini paylasmak ve konuya baslamak için zorlanabileceklerini bilmelidir. 7. Ögretmenler, ögrencilerin sorunlarinin gizliligine saygi duymalidir. Etkin Dinleme (E.D.) ögrenmeyi kolaylastirmada, sorgulamayi, yüreklendirmede ögrencilerin düsünme, tartisma, soru sorma ve arastirmada kendilerini özgür hissedecekleri ortami olusturmada güçlü bir araçtir. ETKIN DINLEMEDE ZAMAN KAZANMA NEDENLERI 1. Etkin dinleme ögrencilerin sorunlari ile basa çikabilmelerine ve onlari çözümlemelerine yardim eder. 2. Etkin dinleme ögrencilerin duygularindan korkmalarina ve duygularin kötü olmalarini anlamalarina yardim eder. 3. Etkin dinleme sorunu çözmesine yardimci olur. 4. Etkin dinleme so runu çözümleme ve çözme sorumlulugunu ögrencide birakir. 5. Ögretmen kendilerini dinlerken düsünce, görüs ve duygularini ve kabul ettigini görür, bu nedenle görüslerini almaya hazir olurlar. 6. Etkin dinleme Ögrenci ile ögretmen arasinda da yakin ve anlamli bir iliskinin kurulmasini saglar. 4. ETKIN DINLEMENIN YARARLARI E.D. ögrencileri belirli konular üzerinde tartismaya yüreklendirir. Ögrenmeye direnci olan ögrencinin direncini kirar. Bagimli ve boyun egen ögrencilere yardim eder. Ögrencilerin olumsuz olaylarla ilgili duygularini sinif içinde açikça tartismalarina yardimci olur. E.D.´yi kullanan ögretmenler, tartisma grubundaki ögrencilerin güçleri, yetenekleri ve özel ilgi alanlari hakkinda edindikleri bilgileri, daha sonra sinif yararina kullanabilir. Ögrenmeye karsi direnme, ögrencinin bir sorunu oldugunu gösterir. Bu da Etkin dinleme ile çözülür. Etkin dinleme bagimli ögrencilere yardimda da kullanilir, sorunun sorumlulugunun ögrencide birakilip kendi çözümünü bulmasi saglanir. Burada önemli olan degerlendirme yapmamak ve tartisma meydana getirmemektir. 5. ÖGRENCILER SORUN ÇIKARINCA ÖGRETMENLER NE YAPABILIR Ögretmenler Sorun Kendilerindeyken Ne Yapabilir? Sorunun kendilerinin oldugunu anlatan ip uçlari kirginlik, can sikintisi, dikkatin dagilmasi, yilginlik, küskünlük, sinirlilik. Ögrencilerin çekilmez davranislari ögretmenlerin davranis penceresinin "kabul etmeme" alanindadir. Ögretmen çocugun kabul edilmez davranisini degistirmeye çalisirken etkisini üç degiskene yönlendirmelidir: 1. Ögrencinin davranisina 2. Çevreye 3. Kendi davranisina Tipik etkisiz yüzlesmenin sonuçlari: Ögretmenlerin gönderdikleri yüzlesme iletilerinin hemen hemen %15´inin ögrenci üzerinde asagidaki etkileri dogurdugu görülür: 1. Degismeye karsi direnmeye neden olur. 2. Ögretmenin kendini aptal ve yetersiz sandigini düsünmesine neden olur. 3. Kendisini suçlu duyumsatir, utandirir. 4. Benlik saygisini azaltir. 5. Savunmaya iter. Ögretmenlerin ögrencilerle yüzlesirken gönderdikleri iletiler üç ana baslikta toplanir. 1. Çözüm iletileri 2. Bastirici iletiler 3. Dolayli iletiler Çözüm Iletileri Neden Yararsizdir? Çözüm iletileri ögrencilere tam olarak davranislarini nasil degistireceklerini, ne yapmalari gerektigini, ne yaparlarsa daha iyi olacagini ya da ne yapabileceklerini gösterir. Çözüm iletilerinin bes degisik türü vardir. 1. Emir vermek, yönlendirmek; "Çikleti hemen agzindan çikar at". 2. Uyarmak göz dagi vermek. "Eger bunlari yapmazsaniz." 3. Ahlak dersi vermek; "4. Sinif ögrencisi dogruyu yanlistan ayirabilmeli." 4. Ögretimi mantikli yürütmek. "Kitaplar karalanmak içiin degil okumak içindir." 5. Ögüt vermek, çözüm getirmek; "Yerinde olsam çalismaya baslardim" Çogu ögretmen çözüm iletilerini, kendi gereksinmelerini kisa yoldan elde etmek için kullanirlar. Yanlis olan, ise yaramamasi ve yaradigi zaman bile tasidigi gizli iletiler neden ile ögrenciyi küstürüp uzaklastirmasidir. Çözüm iletileri ögrencilerinin ögretmenlerine aynen karsilik verme tehlikesini tasirlar. En iyi olasilik ise ögretmenin pasifize olmasidir. Bastirici Iletiler Neden Yararsizdir? Bunlar ögrenciyi küçümser kisiligini sorgular, benlik imajini zedeler. Bunlari 6 grupta toplayabiliriz. 1. Yargilamak, elestirmek, suçlamak, ayni düsünceyi paylasmamak. 2. Ad takmak, alay etmek. 3. Yorumlamak, çözümlemek, tani koymak. 4. Övmek ayni düsünceyi paylasma, olumlu degerlendirme yapmak. 5. Güven vermek, desteklemek, duygularini paylasmak. 6. Sinamak, sorguya çekmek. Bastirici iletiler, ögrenciler tarafindan ya önemsenmez ya da yetersizlik duygularini pekistirir. Kendine güvenen ögrenciler genelde bunlara gülüp geçerler. Fakat birçok ögrencinin özgüvenini ve sayginligini yitirmesine neden olur. Kimse yanlisinin gösterilmesinden hoslanmaz ve degistirilmek istemez. Dolayli Iletiler Neden Yararsizdir? Bunlar alay etmegi, ignelemeyi, takilmayi, utandirmayi içerir. Bunlar, çok gizli olduklarindan ya anlasilmazlar yada ögretmenlerin sinsi davranislari olarak nitelendirirler. Sen-Iletileri´ne Karsi Ben-Iletileri: EÖE kurslarini verirken yüzlesme becerileri siniflandirmanin ve onlari daha iyi anlamanin bir baska yolunu bulduk. Bu yolla, dilimizin yapisi geregi için "sen" zamiri olmayan cümlelerin sen-iletisi oldugunu ögrenen ögretmenler sasirdilar. Sen iletiler ögrenciyi olumsuz yargilayan, ben-iletileri ise ögretmenin sorun karsisindaki duygularini dile getiren iliskilerdir. Ögrenciler sen-iletileri ile hemen her zaman kötü olduklarini algilarlar. Ben-iletileri iki açidan "yükümlülük iletileri" olarak adlandirilabilir. 1- Ben-iletilerini gönderen ögretmen, kendi duygularinin bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve duygularini tüm açikligiyla ögrencileriyle paylasma yükümlülügü tasir. 2- Ben-iletileri, davranisin yükümlülügünü ögrencide birakir. Üç önemli ölçütü vardir: Ögrencilerinin davranisini degistirme ihtimali yüksektir. Ögrenci ile ilgili çok az olumsuz degerlendirme içerir. Iletisimi zedelemez. Ben-iletileri ögretmenleri saydam, dürüst, ögrencilerin kendileri ile anlamli iliskiler kurabilecekleri gerçek kisiler olarak gösterir ve yakinligin gelismesine yardim eder. Ör: Gürültünüzden rahatsiz oldum sen iletisi- Gürültünden rahatsiz oldum ben iletisi. BEN-ILETILI CÜMLELER NASIL KURULUR? Ögrenciler üzerinde etkili olabilmesi için ben-iletileri üç ögeyi tasimalidir. 1-Sorun olusturan davranisin tanimlarini içermelidir: Ögretmenin, kendisi ile neden yüzlestigini kestirmek zorunda kalmamalidir. Ögrenci iyi bir ben-iletisi yorum içermeyen haber gibidir. "Kabadayilik ettigin zaman..." Yargilama ile baslayan ben-iletilerine "kilik degistirmis sen-iletileri" denir. Iyi bir ben-iletisinde zaman belirten bir baglaç vardir. Ögrenciye sorun teskil eden davranisin zamanini belirtmek çok önemlidir. Ögretmen, ögrenciye degil onun belli bir davranisina kizmistir. 2-Ögrencinin kabul edilmeyen davranisini ögretmen üzerindeki kesin gerçek, somut etkisinin ona söylenmesidir. "Senin uzun saçlarini görmeye dayanamiyorum" somut etki açikça söylenmis ise ben iletisi basarisiz olur. Ben-iletilerini kullanmaya baslayan ögretmenlerin yapacaklari ilk is kabul edilmez ögrenci davranislarini iki grup içinde siniflandirmak olmalidir. Somut etkisi olanlar ve olmayanlar. 3-Duygularin dile getirilmesi: Ben-iletisi, davranis, etki ve duygu zincirinden olusur. Ben-iletisinden nasil dönülür? Vites nasil degistirilir. Ben-iletileri, sen-iletilerine göre ögrencileri daha az savunmaya iter. Fakat her seye ragmen iyi bir ben-iletisinden bile ögrenci incinebilir. Ögretmen bunu fark edince hemen, yüzlesmeden etkin dinlemeye geçmelidir. Bu bir tür vites degistirmedir. Ögretmenler Kendilerini Nasil Kizdirir: Kizginlik, ögretmenin üç bölümlü ben-iletisini, duygu bölümünde oldugundan, yüzlesmeler ögrenciler tarafindan suçlama ve bastirici iletiler olarak algilanir. Kizginlik ikinci bir duygudur. Her zaman daha önce yasanan baska duygularin sonucunda olusur. Ögretmen bahçede dolasirken, çocuklardan birinin attigi tas basini siyirip geçer. Ögretmenler kizginlik iletilerinin bir ise yaramadigini bilirler. Ise yarasalardi dünyanin kusaklar arasi tüm sorunlari yillar önce çözülmüs olurdu.Ögretmenin ilk duygusu korkudur, ikinci duygusu kizginliktir. EÖE kurallarinda ögretmenle birinci duygularini ögrencilerine iletmeleri ögretilir. BEN-ILETILERININ TEHLIKELERI Ben-iletileri uygulayabilecek kisinin kendini tüm çiplakligiyla ortaya koymasidir. Insanin kendini degistirme ihtimalidir. Sorumluluktur. Etkili ben-iletileri neler yapar: Ben-iletileri, düsüncesiz kimseleri düsünceye yöneltir. Ögretmenlerin ben diliyle konusmalari, ögrencilere insanlar arasi etkili iletisimi ögretir. Çünkü onlar ögretmenlerini kendilerine model olarak alirlar. 6. SORUNLARI ÖNLEMEK SINIF ORTAMI NASIL DEGISTIRILIR Egitim sistemleri gelisip degisiyor ama binalari 1992´lü (eski) yillardan kalma, yani hiç yenilenmeyen imkanlara karsi ögretmenlerden modern egitim yapmalari bekleniyor. Yenilikçi Düsünce EÖE´ de sekiz yol önerilmistir. 1. Dikkatin kolay yogunlastirilabilecegi ve dis etkenden olabildigince az etkili bir yer seçilmeli. 2. Özel sorunun ne olduguna karar verilmeli. 3. Düsünce seli için zaman sinirlamasi koyulmali. 4. Ürettiginiz tüm düsünceleri yazmalisiniz. 5. Nitelik degil nicelik arandigindan, oldukça çok düsünce üretilsin. 6. Üretilen düsüncelere sinir koymamalisiniz. 7. Hiç bir degerlendirmeye izin vermemelisiniz. 8. Bakis açinizi zaman zaman degistirmelisiniz. SINIF ORTAMINI DEGISTIRMEK BUNUN DA 8 YOLU VARDIR 1. Ortami zenginlestirme. 5. Ortami yeniden düzenlemek. 2. Ortami fakirlestirme. 6. Ortami yalinlastirmak. 3. Ortami kisitlamak. 7. Ortami sistemlestirmek. 4. Ortami genisletmek. 8. Ortam için önceden plan yapmak SINIFTA ZAMANI VERIMLI KULLANMA Sorunsuz ortamlarda üç tür ise yarar ve kullanilabilir zaman vardir: Sayisiz uyaranla bas edilebilme zamani (rahatsiz edicilerin kaldirilmalari) Bireysel zaman (sessizlik köseleri, bireysel çalisma köseleri, ses geçirmeyen kulakliklar) En uygun zaman (ögrencinin sorunsuz ilgi bekledigi zaman9 Ögretmenlerin ögretebildigi ögrencilerin ögrenebildigi, her birinin "insan" olabildigi zamanlardir, dersler her iki taraf için daha zevkli olacaktir. 7- SINIFTA TARTISMA Ben-iletilerinin etkisiz oldugu, sinif ortamini degistirmenin ise yaramadigi durumlar iki nedene baglanabilir: Ya çocugu kabul edilemez davranisa yönelten dürtü çok güçlüdür ya da ögretmeni ile iyi iliskiler içinde olmadigi için onun ihtiyaçlarini umursamaz sonuç olarak, pek çok sinifta ögretmen ve ögrenciler zaman zaman ihtiyaç çatismasi yasayabilirler. Çatismalarin sikligi o iliskinin doyurucu olmadigi ve sagliksiz oldugu anlamina gelmez önemli olan çözümlenmemis çatismanin sayisi ve çatismalarin çözümünde kullanilan yöntemlerdir. ÇATISMAYI ORTAYA ÇIKARAN NEDIR? Bir çatismanin varligi için iki taraf gerektiginden, çatisma tek olarak ne ögretmene nede ögrenciye aittir. Dolayisiyla her iki tarafinda sorunu vardir.eger bir taradin gereksinimi çok güçlü ise, öbür tarafin ben iletisin etkisi çok az olur. ÖGRETMENLER ÇATISMALARI NASIL ÇÖZERLER? Ögretmenler çatismalarin çözümüne genellikle kazanmak kaybetmek olarak bakarlar. Ögrencileri dogal düsmanlari olarak görürler. Önemli olan hosgörü ve dostlukla yaklasmak ve iletisimdir. Ayrica davranis degisikliginin bir anda olmasini beklemekte hatadir. IKI KAZAN KAYBET YAKLASIM YÖNTEM 1 VE YÖNTEM 2 Yöntem 1´de her zaman ögretmen kazanir. Yöntem 2´de ise ögrenciler kazanir ögretmen kaybeder. Her iki yönteminde birbirlerine göre oldukça fazla avantaj ve dezavantajlari vardir. Ayrica birçok ögretmenin bir kez yöntem 1´i bir baska kez de yöntem 2´yi kullanmalari ögrencilerin kafalarini karistirir. ögrenciler böyle bir ortamda kendilerini sinirli belirsiz bir dünyada zannederler. SINIFTA OTORITE Birinci tür otorite uzmanliga deneyime dayanir. Bu tür ögretmenler bunu ögretmenliklerinin ayrilmaz bir parçasi olarak görür. Bu otorite sinifta hiç sorun olusturmaz. Ikinci tür otorite ise ögretmenin ögrenciyi ödüllendirme ve cezalandirma gücünden dogar. Bu güç ögrencilerin bagimliligindan gelir. Ayrica su bir gerçektir ki ögrenciler büyüyüp gelistiklerinde ve ögretmenlerine bagimliliklari azaldikça ögretmenlerin onlar üzerindeki ödül ve ceza güçleri de azalir. Ögretmen güç gösterdikçe isyanda artacaktir. Ikinci otorite çogunlukla ögrenciyi ezer, benlik imajini zedeler, kendine olan güvenini azaltir. Bu durumlarda isyan etme, meydan okuma, karsi koyma, yalan söyleme, duygulari saklama, sinsice davranma, baskalarini suçlama, dedikodu yapma, hile yapma, patronluk taslama, yenilgiden nefret etme, isbirligi yapma, boyun egme, rol yapma, yagcilik yapma, hayal kurma, geri çekilme ve yeni seyler denemekten kaçma gibi davranislar gözlenir. "Ögretmenin gücü, kurbanlarina güç verir. Kendi karsitlarini çogaltir, kendi yok olusunu hizlandirir." SINIF IÇI ÇATISMALAR IÇIN ÇÖZÜM ÖNERISI KAYBEDEN - YOK YÖNTEMI Daha önce anlattigimiz yöntem 1 ve yöntem 2´ye alternatif olarak daha dogru, daha mantikli ve daha etkili bir yöntemdir. Bu yöntemi biz yöntem 3 olarak ele alacagiz. Yöntem 3 , çikarlar çatistiginda, her iki taraf için kabul edilebilecek ve hiçbirinin kaybetmeden kazanacagi bir çözüm üretme yöntemidir. Burada en önemli soru, eni yi çözümü kimin getirecegi degil, her iki tarafinda kabul edebilecegi bir çözümün nasil bulunabilecegidir. Yöntem 3 yarismayi degil isbirligini ve sorunlarin en iyi nasil çözülebilecegini ögretir. Baska bir üstünlügü ise çözümlerin taraflarin disinda hiç kimse tarafindan kabul edilmek zorunda olmamasidir. Ayrica bireylerin yaraticiligini ortaya çikarir, kendilerine özgü sorunlarina yine kendilerine özgü yapici çözümler bulmada onlari özgür kilar. Temelde bir sorun çözme yöntemidir. YÖNTEM 3 IÇIN ÖN KOSULLAR Ögretmenlerin yöntem 3´ü kullanmaya baslamadan önce etkin dinleme konusunda yetkinlesmeleri gerekir. Aksi takdirde verim alinamaz. Ögrencilere suçlayici utandirici ve asagilayici sen iletileri yerine ögretmen kendi gereksinimlerini açikça, dostça ve dürüstçe ifade eden ben iletilerini göndermelidir. Aksi takdirde ögretmene olan güven en bastan yikilmis olur. Ögretmenlerin ögrencilerin tümü ile yepyeni bir çatisma çözme yöntemi deneyeceklerine inanmalari gerekir. YÖNTEM 3 ALTI ASAMADA SORUN ÇÖZME 1. Sorunu tanimlama 2. Olasi çözümler üretme 3. Çözümleri degerlendirme 4. En iyi çözümün hangisi olduguna karar verme 5. Bu kararin nasil uygulanacagini belirleme 6. Çözümün basarisini degerlendirme Yöntem 3 sorunu arttirmadan, çatismayi had safhaya çikarmadan yapilir. Örnegin "peki........ sorunumuz var sizce çözüm ne olmali." Gibi bir ileti yöntem 3 için en uygun olanidir. YÖNTEM 3´ÜN OKULDAKI YARARLARI ? Küskünlük ve kizginlik olusturmaz ? Kimseyi yargilamadan direk çözüm önerisinin ne olacagini düsünmeye baslamak ve beraberinde güdüleme ile çözümün uygulanmasini saglar. ? Birlik ve beraberligi, kolektifligi arttirir. ? Bir digerine düsünceyi kabul ettirme (satis) ortadan kalkar. ? Güç yada otorite gerektirmez. ? Ögrenci ögretmeni, ögretmende ögrenciyi sever. ? Gerçek sorunun bulunmasinda yardim eder. ? Ögrencileri daha sorumlu ve dolgun yapar. YÖNTEM III´ÜN OKULLARDA BASKA KULLANIM ALANI VAR MI? Yöntem üç ün uygulama alani sinirsizdir. Çatismalar her tür okulda her sinifta ve her tür konu üzerinde ortaya çikabilir. Dolayisiyla yöntem üç´ü ögretme-ögrenme çatismalarinda, ögrenciler arasindaki çatismalarda, sinif kurallarini koymada ögrencilerin olumsuz ve saygisiz her türlü davranisinda ve aile içi iletisimde kullanilabilir. Yöntem üçün en etkili oldugu zaman,etkileme girisimi olarak gönderdigimiz ben iletisinin ardindan ögrencini direnmesi halinde devreye sokuldugu zamandir. Eger "Sirayi bozma" dediginizde ögrenci siraya girmez ise çatisma vardir ve derhal çözüm önerileri ortaya konmalidir. OKULDA DEGERLERIN ÇARPISMASI Insanlarin hayat süreci içinde kendileri özgü deger yargilari vardir. Örnegin din, giyinis tarzi, saç sekli, temizlik aliskanligi, konusma biçimi, görgü kurallarina uyma, ahlak anlayisi, vb... kimse bunlar üzerinde tartismak ve degistirmek istemez aynen öyle de ögrenciler bu meselelerde iletisime kapalidirlar. Deger tartismasi ve çatismasi birbirinden farklidir. Eger ögretmen kazanimlarina ve gereksinimlerine dokunan ögrenci davranislarina karsi ben iletisi göndermek, somut veriler göndermekte zorlaniyor ve çocuk saskina dönüyorsa iste o zaman ögrenciyle deger çatismasi yasiyor demektir. Simdiye kadar ögrendigimiz tüm yöntemler kendi özelliklerine göre deger çatismasinda genel olarak etkisizdirler. PEKI DEGER ÇATISMASIYLA NASIL BAS EDILIR? Etkili bir danisman olmalisiniz Onlarla düsüncelerinizi bir kez paylasin ve laf Kalabaligi yapmayin Her konusmanin sonucunda sorumlulugu ögrencide birakin Deger verilene model olmaya (temsil etmeye) çalisin. Kendinizdeki kusurlari görün ve degisime baslayin. Çocuklari iyi taniyin ama her konuda. Gurup çalismalari yaptirin gerekirse gurup ve bireysel terapilere basvurun. Bireylerin kendi degerlerini daha iyi tanimalarina yardimci olun. Çocuklari sevin ve bunu onlara gösterin. Kabul etme olgunluguna erisin. DAHA IYI BIR ÖGRETIM IÇIN OKULU IYILESTIRMEK Okullarda karsilasilan genel sorunlar sunlardir: ? Ögretmenler asttir. ? Ögretmenler kararlarin alinmasina katilmazilar. ? Okullar degisime karsi koyar. ? Bir örnek degerleri kabul ettirmeye çalisirlar. (kaliba uymayani zorla yola getirme) ? Suçu baskasina atma. Sorumluluktan kaçma. Her kes sorunlar yüzünden baskasini suçlamaktadir. Ögretmenler okulda daha etkili olabilmeleri için neler yapabilir: ? Rolünüzün önemini kabul edin. ? Her zaman kendi pencerenizden bakin. ? Sorunlarin her zaman var olacagini unutmayin. Yeri geldiginde okul yönetimiyle yüzlesin. ? Yapilan okul içi idari toplantilarda söz alin ve hazirlikli gidin. Sorunu çözmeye çalisin elestirmeye degil. ? Ögrencilerinizi savunun. ISTENMEYEN ÖGRETMEN DAVRANISLARI 1. Notla tehdit etme 2. Ceza olarak ödev verme 3. Sadece anlatim yöntemini kullanma derse güdülememe,cesaretlendirmeme, espiritüel olmama 4. Ödevleri kontrol etmeme 5. Sinifa sirtini dönme 6. Istenmeyen davranislari düzeltmeme 7. Sadece basarili olanlara söz hakki verme 8. Yanlis davranisi veya yaniti asiri elestirme, olumsuz sözlerle etiketleme 9. Ögretmedigi konularda sinav yapma 10. Dersi iyi planlayamama, ögrencileri bos birakma 11. Zorlama ile disiplin saglama 12. Sinifta herkesin görebilecegi yerde durmama 13. Ögrencilerin psikolojik,sosyal,akademik yeterlik ve gelisim dönemleri gibi özelliklerini tanimama 14. Ögrencilerin ekonomik durumuna bakmadan araç gereç isteme 15. Istenen davranis hakkinda bilgilendirmeme 16. Ögretmenin kendi davranislari ve diger ögretmenlerin davranislari arasindaki tutarsizlik 17. Ögrencinin davranisi yerine kisiligini elestirme 18. Istenen davranis için uygun ortam olusturmama 19. Istenen davranis için uygun pekistireci zamaninda vermeme 20. Hakli ile haksiz ögrenciyi ayirt edememe 21. Cinsel,sosyal,ekonomik ve basari durumu vb. özelliklere göre ayrim yapma,sürekli ayni ögrencilere sosyal alanlarda görev verme 22. Basari zevkini tattiramama 23. Derse girip dersi isleyip dersten çikma; kitap ögretmeni olma,dersi soguk atmosferde isleme 24. Istenmeyen davranislar üzerinde istenenlerden daha fazla durma, an konuyu kesip ayrintilarla fazla ilgilenme 25. Bazi ögrencilere ismi ile hitap ederken digerlerine hitap etmeme 26. Ödül ve cezayi adil kullanmama 27. Körü körüne itaate alistirmak için disiplin cezasi verme, basarisiz olarak degerlendirme 28. Ana dilini iyi kullanmama ( örn. Argolu konusma ) 29. Basarili ile basarisiz ögrencileri akademik açidan ayirt edememe ( örn. Her ikisine de ayni notu verme ) 30. Fiziksel ceza verme ÖGRETMEN ÇOCUK ILISKILERININ GENEL DOGRULTULARI 1. Çocukla birlikte olmali, arkadas gibi davranmali ama hiçbir zaman çocuklasmamalidir. 2. Ögretmen ne ögretecegim yerine, hangi egitsel faaliyeti, nasil ögretebilirim endisesi içinde olmalidir. 3. Çocuklari, geriden gözleyip anlam gelisimine katkida bulunabilir. Dogal halde gözlemlemelidir. Çocuklar, genellikle yetiskinlerle birlikte olmaktan sikinti duyarlar. Bunun nedeni, yetiskinlerin çocuk üzerinde koydugu baski ve çocugun yetiskin tarafindan anlasilmadigi düsüncesidir. 4. Ögretmen, ayni anda birden fazla çocukla ilgili olmalidir. Bunu grup faaliyetleri ile yapabilir. 5. Çocuklara karsi ön yargili olmamalidir. Çocuklarin degerlerinden alçak gönüllü olmaya dikkat etmelidir. 6. Ögrencilerin birbirleriyle iyi iliski kurmasinda, ögretmenin rolü vardir. Ögretmen, bunu yaparken ögrencilerin birbirleri ile saygili olmasini, iliskilerinden zevk almasini saglamalidir. Çocugu ödüllendirmelidir. Sinif içerisinde sevilen ögrenci ile sevilmeyen ögrenci bir araya getirilerek, sinif içerisinde bir kaynasma saglanmalidir. 7. Problem çözme yeteneginin saglanmis olmasi gerekir. Insan adeta problem agina düsmüstür. Çocugun problemlerle basa çikmasinin ögretilmesi gerekir. Kendi sorunlarina sahip çikmalidir. Kendi kararlarini kendi vermesini ve kendi kendini denetlemeyi ögrenmelidir. ÖGRETMENLERE ÖNERILER 1. Ara sira ufak tefek disiplin olaylarini sakaya dönüstürün. 2. Eglenceli durumlarda sinifla birlikte gülerseniz sinifi kontrol edemez hale gelmekten korkmayiniz. 3. Ögrencinin hiç bir soru sormaksizin itaatkar davranmasinin arzu edilir bir sey olmadigini biliniz. 4. Bir ögrenciyi uyarmaniz gerekiyorsa bunu herkesin önünde yapmayiniz. 5. Disiplin saglamanin birçok ögretmenin iddia ettigi kadar önemli bir sorun olmadigini unutmayiniz. 6. Bazen ögretmenlerin tutumu yüzünden de ögrencilerin disiplin kurallarina uymadiklarini aklinizdan çikarmayiniz. 7. Ögrencilerinizde kendi kendini disipline edebilme aliskanligi gelistirmeye çalisiniz. Kötü bir davranisin her seyden önce kendi kisiligine karsi bir saygisizlik oldugunu belirtiniz. 8. Unutmayiniz ki ögretmenin sinifta disiplin saglamak için çok sert olmasi gerekmez. 9. Suçluyu bulamadiginiz zaman tüm sinifi cezalandirmaktan kaçininiz. 10. Disiplin problemlerine mani olmak, bir kere olduktan sonra onu düzeltmek için ugrasmaktan daha kolaydir. 11. Disiplin problemi sizi asmadikça baskalarina duyurmayiniz. 12. Derhal önlem alinmasi gereken durumlarda ya da sinifta ders yapmaniz imkansizlastigi hallerde idareye haber veriniz. 13. Sinifta disiplini bozan bir davranis olustugunda tepkide bulunmadan önce biraz düsününüz. ÖGRETMENLER IÇIN TEKNOLOJI BECERILERI Okullara bilgisayar ve ilgili teknolojilerin girmesi genellikle büyük yatirimlar anlamina geliyor. Yöneticiler bu teknoloji yatirimlarinin hedeflerine ulasip ulasmadigini ve ögrenci basarisini etkileyip etkilemedigini bilmek istiyorlar. Arastirmalar ögrencilerin teknoloji kullanimindan dogacak basarilarinda en güçlü etkenin ögretmenlerin teknolojiyi kullanma becerisi oldugunu gösteriyor. Ögretmenlerin teknolojinin sadece nasil kullanilacagini degil ne zaman ve niçin kullanilacagini da bilmeleri gerekiyor. Ögretmenler için teknoloji becerileri olarak adlandirilan beceriler bugün okullarda ögretmenlerin karsilastiklari teknolojileri özellikle bilgisayar ve ilgili teknolojileri rahatça kullanabilmeleri anlamina geliyor. TEKNOLOJI BECERILERI NELERDIR? Temel bilgisayar kullanimi becerileri (sözcük islem, veri tabani, Internet gibi) ve bilgisayarla ilgi temel kavram ve terimleri bilmek. kullanabilmek, verilere erismek, onlari isleyebilmek ve sonuçlari yayinlayabilmek. Ayrica temel donanim ve yazilim özelliklerini bilmek ve bunlarin basit problemlerini taniyabilmek Teknolojiyi kisisel arastirmalarda ve iletisimde kullanabilmek. Buradaki hedef teknolojiyi kisisel ve profesyonel gelisimde bir üretkenlik araci olarak kullanmaktir. Arastirmada, problem çözerken ve iletisimde . Bilgisayar kullaniminin yasal ve ahlaki boyutlarini kavrama; örnegin sinifta kullanilacak egitim yazilimlari ve telif hakki ya da Internette gidilmemesi gereken siteler gibi. Teknolojinin derslerin içine entegre edilmesi suretiyle ögrenci basarisi üzerinde etkili olabilmesinin yöntemlerini bilmek . Ögretmenlerin kendi dallarinda ve farkli düzeyler için hangi teknoloji çözümlerinin uygun oldugunu bilmesi, bu teknolojileri entegre ederek dersleri yeniden planlayabilmesi, alternatif kaynaklardan haberdar olmasi ve farkli ögrenci gereksinimlerine farkli çözümler Çesitli yazilim programlarini ÖGRETMEN - ÖGRENCI- VELI ILISKISI Ögretmen ve ögrenci arasindaki iliskilerde; sözel ifadeler ve sözel olmayan isaretlerle pek çok seyi birbirlerine anlatabilirler. Bu ifadeler birbirlerine ya sogukluk ya da iliklik ifade eder. Sözel olmayan isaretlerin, psikolojik etkisinin ögretmen ve ögrenci açisindan anlam ifadesi; I L I K L I L I K S O G U K L U K Sesin Tonu Yumusak Sert Yüz Ifadesi Gülümseme, Ilgili olma Donuk yüz, Duygusuz ifadesiz yüz Durus Digerlerine dogru egilmis, Kisinin durusunun karsisindakinden Kisinin durusunun karsisindakine geriye dogru olmasi - Sinirli - Egik olmasi - Rahat - Göz Göze Gelme Digerlerinin gözüne Digerlerinin gözüne bakma bakmaktan kaçinmak Jestler Açik, Onu karsi olma, Kapali, Mesafeli, Kendini Hazir olma savunucu olma ve digerlerinden kendini uzak tutma Durus Mesafesi Yakin Mesafeli AÇIK VE SAVUNUCU ILETISIM Ögrenci savunucu tutumda; ögretmen yargilayici bir tutum izlediginde; karsisindakinin ses tonundan, davranislarindan degerlendirildigi, yargilandigi izlenimi alirsa hemen savunucu bir tutuma girer. Açik iletisimde ögretmen karsisindakine kusku ve korku uyandiracak tutum izlemeden iletisimde bulunur. Ögretmenin konusmasi; digerini denetleme, belirli bir yöne çekme ya da fikrini degistirme gibi amaçlari içerdiginde karsisindakinin savunuculugunu arttirir. Konuya yönelik açik iletisimi içeren tutumda ise bunun aksine her iki kiside kendilerini o konu ile ilgili olarak sorumlu görerek konusmayi sürdürür. Ögrencinin derse olan ilgisi ve istegi daha fazla olur. Anlayis ve yakinlik gösteren tutumda empatik anlayis söz konusudur. Digerlerinin duygu ve düsüncelerine saygi gösterir. Konusurken daha üstün oldugu tutumu izlenirse, soruna ortaklasa egilim saglanmaz. Esitlik belirten tutumda; kisi kendini üstün göstermeyen, karsisindaki kiside esit tuttugun anlarsa isbirligine açik bir tutum içine girer. Açik iletisimde; pragmatik tutum söz konusudur. Benim bakis tarzim dogru olmayabilir, benim bilgimden daha dogru olani bulunabilir anlayisi vardir. Iste ögretmen; yargilamayan, degerlendirmeyen, denetlemeyen, kendini üstün görmeyen, anlayis ve yakinligin oldugu açik iletisimi kullanirsa; ögrenci ögretmeniyle daha fazla isbirligine girer, dersleri daha bir ilgiyle dinler, daha bir çabayla derslere aktif katilir, etkin hale gelir. Böylece egitimin gerçeklestirmeye çalistigi amaçlari kolayca gerçeklestirir. ÖGRENCI ILE ETKILI ILETISIM - ILETISIMDE BEN DILININ KULLANILMASI Karsilikli iletisim sirasinda olusan sorunlarin büyük bir bölümü, bizlerin olaylara ve davranislara yönelttigimiz bakis açisi ve yargilar nedeniyle olusur. Özellikle çocuklarin davranislarini yorumlarken, degerlerimiz ve egitimden kaynaklanan yargi etiketleri ile tepkiler olustururuz. Oysa önemli olan davranislarla yargilari ayirabilmektir. Örnegin; oyuncagini arkadaslariyla paylasmak istemeyen çocuk, Davranis; oyuncagini arkadasina vermiyor, Yargi; Bencil, düsüncesiz, paylasmasini bilmeyen etiketler. Sorunlari ayirt edebilmek ve müdahalelerimizi gereken yerlerde dogru olarak yapabilmek için bir davranis penceresi çizelim. DAVRANIS PENCERESI Kabul Edilir Kabul Çizgisi Kabul Edilemez Izledigimiz her kimsenin davranisi bu pencere içinde yer alir. Davranislarin kabul edilip edilmemesi bizlerin o davranisa tanik oldugumuzda yasadigimiz duygularla bagimlidir. Davranis olustugunda olumsuz duygular yasiyorsak davranisi kabul etmeyiz. Olumlu duygular yasiyorsak o davranisi görmezden gelebiliriz. KABUL ÇIZGISININ DEGISKENLIGINI 3 ÖNEMLI ETKEN YARATIR 1 - Ben 2 - Çocuk 3 - Çevre Çocuk > Davranisin kabul edilip edilmemesi çocugun yasina, davranisin tekrar sayisina ve bize benzemesine baglidir. Çocugun bizim kafamizda var olan deger yargilari çerçevesinde gösterdikleri davranislari kabul etmemiz daha kolaydir. ILETISIMDE IFADE HATALARI Çocuklar ve yetiskinler arasinda çikan en büyük sorun, çocugun veya gencin olumsuz davranislari sonunda olusur. Gencin yapmis oldugu davranis yetiskin tarafindan kabul edilmediginde genellikle gösterilen tepkiler söyledir: "Sen nasil bunu yaparsin ? Ne laf anlamaz çocuksun ? Ne zaman adam olacaksin ? Geri zekali !....." Bu çikismalar kizginlik ifadesidir. Burada özellikle kullanilan ifade tarzi kisiye yönelik SEN mesaji, sen-dilidir. Toplumumuzda kizginlik ifadeleri genellikle sen dili ile yapilir. Ancak sen dili ile yapilan ifadeler, kizginligin gerçek nedenlerini açiklamaz. Olumsuz davranisin karsidaki üzerindeki belirgin etkileri açik degildir. Gençlerle yapilan mülakatlarda, gençlerin çogu zaman yetiskinlerin neden kizdiklarini pek anlayamadiklarini gösterir. Sen mesajinda açik olan tek sey saldiridir. Ifade edilen kizginlik davranisa degil, kisilige yöneldigi için gencin onurunun kirilmasina neden oldugu için direnmesine ve karsilik vermesine neden olur. Sen dili ile ifade edilen kisilige yönelik kizginlik bireyler üzerinde onarilmaz yaralar açar. Kimlik duygusunun ve özgüvenin yaralanmasina yol açar. Zamanla gençte sen dilini kullanmayi ögrenir. Ve karsilikli çatismalar yasanir. Bunun çözümü BEN dili ile konusmaktir. Ben dili yetiskinlerin olumsuz davranis sirasinda yapmakta oldugu olumsuz etki ve duygulari açiklayan dürüst ve sorumlu bir kirginlik ifadesidir. " Ulan, kes su müzigin sesini" demek yerine "müzik bu kadar yüksek açilinca okudugumu anlamiyorum" demek, karsi tarafa kizginligin nedenini açikladigi gibi, gencin kisiligine bir saldiri niteligi tasimadigi için dinlenme ve uyulmasi daha olasidir. Ben mesajlari gerçek yasanti ve duygularimizi ortaya koydugundan, onun bizi ve gereksinimlerimizi daha iyi görebilmesine ve savunucu tutuma geçmeden sorumlulugunu kabul etmesine yardimci olur. Çocugun davranisini kendi istegiyle ve bize verdigi deger yüzünden degistirebilmesi için, sorunumuzun ve kizginligimizin nedenini bilmesi gerekir. BUNUN IÇIN 3 TÜRLÜ BILGI GEREKIR ? Sorunu yaratan davranis hangisidir? ? Bu davranisi bizi nasil etkilemektedir? ? Bu etkinin bizde uyandirdigi duygular nelerdir? BU 3 BILGI IÇEREN MESAJ "BEN" MESAJIDIR. BEN MESAJI BU ÜÇ BÖLÜMÜ IÇERMELIDIR. 1.Kabul edilmeyen davranisin yargisiz, suçlayici olmayan tanimi: ? "Ne saygisiz çocuksun" yerine, "neden saygisiz?" hangi davranis. ? "Müzigi bu kadar yüksek açtigin zaman ..." davranisin tanimidir. 2. Bu davranisin bizde olusturdugu etki: ? Basim agriyor, ? Okudugumu anlamiyorum, ? Konusmalari duyamiyoruz gibi... 3. Olumsuz davranislarin bizde yarattigi duygular. Sinirleniyorum, kiziyorum, üzülüyorum, korkuyorum. Dolayisiyla ben dili ile ifade edilen kizginlik, baskalari hakkindaki degerlendirme ve yorumlarimizi degil, bizim olay karsisindaki gerçek duygu ve yasantimizi açiklar. Duygularin açiklanmasi ve ifade edilmesi çok önemlidir. Inançlar, zevkler, degerler ve düsünceler insandan insana farklilik gösterse de, duygular bütün insanlarda aynidir. Sadece yogunlugu degisir. Buda bireylerin birbirlerini anlamalarini kolaylastirir. BEN DILI ILE KONUSMANIN 3 TÜR OLUMLU ETKISI VARDIR Konusani rahatlatir. Duygularin açiklanmasi kisinin rahatlamasina ve birikim yapmamasina yol açar. Belirgin etkiyi düsünen yetiskin, bazen belirgin bir etki olmadigini farkeder. Aslinda kizginligin çocugun davranisi ile ilgili olmayip, özel yasantisinda karsilasmis oldugu bir olumsuz durumdan kaynaklandigini farkeder. Ben mesajinda gence karsi bir saldiri olmadigi için savunma durumu ortaya çikmaz ve çocuk, yetiskinin gereksinimini karsilamak amaciyla, davranisin sorumlulugunu üstlenir; degistirmeye yönelebilir. Bu durumda çocuk dis kontrol ve tehdit yerine iç kontrol ve denetim kazanir. ÇOCUKLARLA ILETISIM NASIL KURULUR ? Çocuga, sorunlarin önemsiz, saçma sapan ve geçersiz oldugu anlamini verebilir; ? Çocuk bir güçlükle karsilastiginda açik davranmaktan çekinebilir. Iletisim engelleri, kendini anlatmaya çalisan çocugu yardimci olmadigi gibi, onun ileriki sorunlarini da anlatmamasina, içine atmasina neden olur. Bunun yerine yapilacak yardimci davranislar sunlar olabilir: SESSIZLIK: Sessizlik kadar kisiye konusma olanagi taniyan güçlü bir etken yoktur. Sadece sessiz durarak karsidaki kisiye, çocuga konusma alani biraktigimiz için, çocuk konusmaya yönelebilir. EMPATI: Kendini karsisindakinin yerine koyarak olaylara onun gözleri ile, onun dünyasindan bakmaya çalismaktir. Kedisi öldügü için aglayan bir çocuga: "Ne varmis bir kedi için üzülecek" gibi bir iletisim engeli yerine, kendini çocugun yerine koyarak, kedinin onun yasaminda ne denli önemli oldugunu anlamaya çalismak, empati kurmaktir. Empatinin en önemli göstergesi, diz çökerek çocuklarin dünyayi görüs açilarina bakmaktir. Çocuklar küçük yaslarda bir bacaklar dünyasinda yasarlar. Dolayisiyla, çocuklarla konusurken diz çökerek onlari anlamaya çalismak veya kaldirip kucagina almak, çocugu anlamaya daha açik bir davranis seklidir. KABUL: Çocugu sorunu ile birlikte yargilamadan kabul etmek. Çocugun hata yapabilecegini, yasinin icabi dogru yargilayamayacagini düsünerek, çocugu o anda (yani sorunu sirasinda) günahi ve sevabiyla kabul ederek onu anlamaya çalismaktir. DÜRÜST OLMAK: Derdini anlatmaya çalisan bir çocuga mutlaka yetiskin görüsü ve rolüyle yaklasmak yerine (yani anne - baba rolü yerine), insan olarak yaklasmaya çalismak, ve onu duygularini anne-baba bakisiyla degil, bir insan bakisi ile algilamaya çalismak, gereken cevaplari vermek yerine, dürüst cevaplar vermeye çalismak, çocuga daha yakin, daha anlamli bir yaklasim verir. Bütün bunlar dinlemeye açik yardimci davranislardir. Katilimli Dinleme yöntemi ile çocugu daha iyi anlayabilir ve rahatlatabiliriz. KATILIMLI DINLEME: Katilimli Dinleme basit bir tekrardir çocugun söylediklerini duydugumuza dair bir mesajdir. Bu mesaj çocugun söylediklerini özetleyebilir ve çocugun sorun sirasinda yasamis oldugu duygulari dile getirebilir. ÖGRETMENLER ERGENLERE NASIL DAVRANMALI? NASIL DAVRANMAMALI? *Gençlerle sakalasin, espri yapin, ama sakin alay etmeyin. *Onlari anlamaya ve empati kurmaya çalisin ama sakin yasadiklarini küçümsemeyin. *Onlara kurallari açiklayin ve uymalarini isteyin ama bunu otoritenizi kanitlama yolu olarak kullanmayin. *Gençleri kabul edin, deger verin ancak bu durum onlarin her davranisini onaylayin demek degildir. Yanlis davranislarini onaylamadiginizi gösterin, elbette uygun bir sekilde. *Gençlere görev ve sorumluluk verin ama onu bastan yenilgi ve basarisizliga mahkum edecek görevler yüklemeyin. *Gençlerin olumlu davranislarina projektör tutunuz. Ama bunu abartmaktan kaçinin. *Gencin sizinle paylastigi sirlarina saygili olun, baskalariyla paylasmayin. *Gençler yetiskinlerin ´her seyi bilen, çok anlayisli, mükemmel´ görünmesinden hoslanmazlar. Onlara uzun nutuklar çekmekten kaçinin. *Gençlerin kendilerini ve sorunlarini ifade etmelerine firsat verin. |